top of page
  • Yazarın fotoğrafıTema Anaokulu ve İlkokulu

Çocuklar Kristal Birer Biblo Değiller. Onlar Düşüp Kalkmaya, Oyun Oynamaya, Mücadele Etmeye, Sürekli Gelişmeye Ve Öğrenmeye Programlılar!

Güncelleme tarihi: 17 Nis

Toplum olarak çocuklara bakıcılık yapmaktan, çocuk yetiştirme aşamasına gecikiyoruz. Bu bakış açısını değiştiremediğimiz, bu zinciri kıramadığımız sürece, çocuklarımızın en değerli gelişim yıllarında içlerinde saklı o potansiyeli büyütmeleri ve ortaya çıkarmalarına BİZZAT BİZ ENGEL OLUYORUZ.

“Aman canım el kadar çocuk, ne öğrenecek!” Tanıdık geldi değil mi? İşte, bizim küçük yaşta eğitime toplum olarak ortalama bakış açımızı özetleyen cümle bu. Çocukları gereğinden fazla uzun bir zaman bebek olarak gören ve o muhteşem potansiyeli göz ardı eden bir yaklaşım. Bunun doğal sonucu ise okul yaşına gelmiş bir çocuğu hala bir kristal biblo olarak görme, hassasiyetle her şeyden korunması ve kollanması gerektiği düşünme ve okul öncesi eğitimine bir anlamda burun kıvırma.


Bu kaygılı yaklaşımın devamında, öğretmen de “bakıcı” olarak görülmeye başlanır ve çocuğu emanet ederken aklımızda “Aman biblomu kırmasınlar, dökmesinler yeter” düşüncesi belirir. Hâlbuki çocuklar camdan biblo değiller. Büyümek, gelişmek, öğrenmek ve içindeki potansiyele ulaşmak için can atan, yerinde duramayan enerji küpleridir. Düşmeye, kalkmaya, oyun oynamaya, mücadele etmeye, sürekli gelişmeye ve öğrenmeye programlılardır.


En değerlimizin bu önemli döneminde ona rehberlik edecek, gelişimini destekleyecek, elinden tutup yeni ilgi alanları ile tanıştıracak öğretmenlerimizi bakıcı olarak görme gibi bir yanlışa saptığımız anda, çocuklarımız da gelişim ve öğrenme anlamında ne yazık ki kaybediyorlar.


Unutmayın, bakıcı bakar, göz kulak olur ve çocuğunuzun bir zarar görmesini elinden geldiği kadar engeller. Yeme, içme, tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını karşılar. Akşam anne baba almaya geldiğinde çocuğu sağ salim teslim etmeyi amaçlar. Hepsi bu kadar. Bakıcı, çocuğunuza bir program kapsamında öğrenme ortamları sağlamaz. Diğer çocuklarla birlikte sosyalleşip oyunlar oynadığı anlarda ona mentorluk yapmaz, rol model olmaya çalışmaz. Mahremiyet, görgü, doğa, duygu kontrolü, mücadele, empati, vs gibi alanlarda onu bilgilendirmeye ve beceri geliştirmesine destek olmaya uğraşmaz. Çünkü işi bu değildir.


Benzer şekilde, anaokulu öğretmenleri de çocuk bakıcıları değildir! Okul öncesi öğretmenlerinin görev tanımının bir bölümü tabii ki bakım alanını da kapsıyor. Doğru: Küçük yaştaki çocuklarımızın sevgi ile büyümesi, onların temel ihtiyaçlarının karşılanması okul zamanında öğretmenlerin görevi. Ancak, bu öncelikli ve tek görev olarak görülüp, öğretmenlik nosyonu bir kenara bırakıldığında bugün yaşadıklarımızı yaşıyoruz.


Toplum olarak çocuklara bakıcılık yapmaktan, çocuk yetiştirme aşamasına gecikiyoruz. Bu bakış açısını değiştiremediğimiz, bu zinciri kıramadığımız sürece, çocuklarımızın en değerli gelişim yıllarında içlerinde saklı o potansiyeli büyütmeleri ve ortaya çıkarmalarına BİZZAT BİZ ENGEL OLUYORUZ.


Tekrar edelim: Çocuk bakıcısı çocuğa bakar. Küçük yaş öğretmeni ise onun öğrenme yolculuğuna rehberlik eder. Mucizevi gelişim yıllarında evde sağlayamadığımız öğrenme ortamını okulda çocuğumuza sunan öğretmenlerimize doğru bir şekilde bakmaya başladığımızda çok şey değişiyor. 


Her şeyden önce, bu önemli gelişim yolculuğunda çocuklarımızın ebeveynlerden sonra en yakınındaki partnerleri olarak öğretmenlerimizden taleplerimiz değişmeye başlıyor. İşte ancak o zaman anaokuluna giden çocuğumuzun okul yaşamı ile ilgili beklentilerimiz “Bugün yeterince yedi mi, uyudu mu, acaba ağladı mı?” rutin sorularının ötesine geçiyor. Emin olun, tek başına bu zihniyet değişimi bile çocuğunuzun gelişimi için çok değerli.


 

Instagram Orijinal Yayın Linki: https://www.instagram.com/temakids/p/C2ZHGFGNQcR/


Kaynak: "TEMA: Türk Eğitim Sisteminde Dönüşüm için ANAOKULU-İLKOKUL Odaklı Örnek Bir Model.

14 görüntüleme

Comments


Haber Bültenimize Abone Olun • Yenilikleri Kaçırmayın!

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

bottom of page